Ülkece Kandırılıyoruz Neden?
Bir ülkede insanlar yalnızca yalanlarla değil, eksik anlatılan gerçeklerle de kandırılabilir.
Bir ülkede insanlar yalnızca yalanlarla değil, eksik anlatılan gerçeklerle de kandırılabilir.
Seçim yaklaştığında şehirlerin görüntüsü değişir. Afişler asılır, sloganlar çoğalır, kürsüler kurulur ve birbirinden iddialı vaatler havada uçuşur. Her aday, seçildiğinde neler yapacağını anlatır.
Bazı tarihler yalnızca takvimlerde yer almaz. Bir insanın hayatında sessizce başlayan, zaman geçtikçe anlam kazanan ve geriye dönüp bakıldığında bütün bir hikâyenin başlangıcı olduğu anlaşılan dönüm noktalarına dönüşür.
İktidar olmak, yalnızca düzenlenen bir seçimi kazanmak değildir. Asıl mesele, toplumun neden sizi tercih ettiğini anlayabilmek ve size karşı oluşan güveni koruyabilmektir.
Hayatta yaptığım en büyük hata, yanımda yürüyen herkesi yol arkadaşım sanmaktı. Beni anlayan herkesi dost, yüzüme gülümseyen herkesi samimi zannettim. Oysa zaman geçtikçe şunu öğrendim: Herkes aynı niyetle yanınızda yürümez. Kimi sizi gerçekten anlamak için dinler, kimi ise bir gün kullanabileceği bilgileri öğrenmek için.
Bazı insanlar yalnızca bir meslek seçer. Bazıları ise bir meslekten çok, o mesleğin temsil ettiği yaşamı hayal eder.
Bir ordunun gerçek gücü yalnızca sahip olduğu silahlarda değil, verilen emirlere gösterdiği mutlak bağlılıkta saklıdır. Disiplinin sarsıldığı, emir-komuta zincirinin kırıldığı bir orduda en modern silahlar bile zafer getiremez. Çünkü savaş meydanında üstünlük sağlayan ilk unsur, aynı hedefe tek bir iradeyle yürüyebilen birlik ruhudur.
İnsan, bazen en büyük yanılgıyı sevdiği kişide yaşar. Her gün gözlerinin içine baktığı insanın, aynı bakışı başkalarına da bıraktığını fark ettiğinde bazı gerçeklerle yüzleşir.
Tarih, düşmanını hafife alan generalleri değil, kendi hatalarını göremeyen generalleri affetmemiştir. Çünkü bir ordunun çöküşü cephede değil, kibirle verilen ilk yanlış emirle başlar. Hatalı general, yanlışı hiçbir zaman kendi aynasında aramaz. Başarısızlığın yükünü askerlerine, zamana, şartlara ve talihsizliğe yükler. Aynaya baktığında ise kusursuz bir komutan gördüğünü sanır.
Gençlik, insanların en yoğun duygularla tanıştığı dönemlerden biridir. Bazen bir tesadüfle başlayan karşılaşmalar, yıllar geçse de hafızalardaki yerini korur. Seviye 18, yalnızca bir yaşın değil; umutların, hayallerin ve kalpte iz bırakan anıların da simgesidir.