Üniformanın Gölgesinde Kalan Bir Hayal
Bazı insanlar yalnızca bir meslek seçer. Bazıları ise bir meslekten çok, o mesleğin temsil ettiği yaşamı hayal eder.
Bazı insanlar yalnızca bir meslek seçer. Bazıları ise bir meslekten çok, o mesleğin temsil ettiği yaşamı hayal eder.
Bir ordunun gerçek gücü yalnızca sahip olduğu silahlarda değil, verilen emirlere gösterdiği mutlak bağlılıkta saklıdır. Disiplinin sarsıldığı, emir-komuta zincirinin kırıldığı bir orduda en modern silahlar bile zafer getiremez. Çünkü savaş meydanında üstünlük sağlayan ilk unsur, aynı hedefe tek bir iradeyle yürüyebilen birlik ruhudur.
İnsan, bazen en büyük yanılgıyı sevdiği kişide yaşar. Her gün gözlerinin içine baktığı insanın, aynı bakışı başkalarına da bıraktığını fark ettiğinde bazı gerçeklerle yüzleşir.
Tarih, düşmanını hafife alan generalleri değil, kendi hatalarını göremeyen generalleri affetmemiştir. Çünkü bir ordunun çöküşü cephede değil, kibirle verilen ilk yanlış emirle başlar. Hatalı general, yanlışı hiçbir zaman kendi aynasında aramaz. Başarısızlığın yükünü askerlerine, zamana, şartlara ve talihsizliğe yükler. Aynaya baktığında ise kusursuz bir komutan gördüğünü sanır.
İnsanlık tarihinde teknoloji, hızlı bir şekilde gelişen küçük bir mekanizma hâline gelmiştir. Ancak bu hız, insanları çıkılamaz bir noktaya getirerek arkalarına bile bakmaya zaman tanımamıştır. Bugün üzerimizde taşıdığımız cep telefonlarının işlem gücü, eski bilgisayarların gücünden kat kat fazlayken, gelecek nesiller ile geçmiş teknolojiler arasındaki uçurumu da genişletmiştir.
İnsan zihni, doğrudan verilen öğütlere karşı doğal bir direnç mekanizmasına sahiptir. Biri, kendisine ne yapması gerektiğini açık ve net bir dille söylediği zaman, egosu hemen bir savunma hattı kurar; çünkü bu durumu, karşı tarafın kendisinden üstün olduğunu hissettirmesi ya da kendisini değiştirmeye çalışması olarak algılar.
Türkiye’de eğitim sisteminin son dönemdeki en derin yaralarından biri haline gelen okullardaki şiddet olayları, artık basit birer “disiplin suçu” olmaktan çıkarak ciddi bir toplumsal güvenlik sorunu hâline gelmiştir.
Bir tebessüm, bir selam, bir ziyaret, bir hediye, bir dokunuş, dar günde çalan bir kapı zili…
Bu iç çekişler bende de başladıysa ya zaman çok hızlı geçiyor ya da bizler çok çabuk değişiyoruz.
Söyleyeceklerimin biriktiği bir gecenin ufkundayım. Konuşmayı, bir şeyler anlatmayı çok sevdiğimi herkes bilir ancak yazarak derdimi daha iyi anlattığımı, kelimelerin yürekten taşmış olan dostlarım olduğuna inanırım.
Malatya, son yıllarda siyasi arenada pek çok isimle tanıştıkça, şehrin dinamiklerinin de nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor.