Şehirler Birbirinin Rakibi Değil, Ortağıdır: Bölgesel Kalkınma ve Ortak Akıl Zamanı

“Kayısı Malatya’nın mı, Elazığ’ın mı?” tartışması da; geçmişte “Nemrut Adıyaman’ın mı, Malatya’nın mı?” tartışması da şehirlere ekonomik olarak hiçbir şey kazandırmıyor. Asıl mesele, bir değerin hangi tabelanın altında kaldığı değil, o değerin bulunduğu bölgeye ne kadar refah getirdiğidir.

Şehirler Birbirinin Rakibi Değil, Ortağıdır: Bölgesel Kalkınma ve Ortak Akıl Zamanı

Bence konu şu şekilde ele alınmalı:

1. “Kimin?” tartışmasından “Nasıl daha çok kazanırız?” tartışmasına geçilmeli

Bir ürün veya turizm değeri birden fazla ilin ekonomik hayatına katkı sağlayabilir.

Nemrut Dağı Adıyaman’da olabilir; Malatya da bundan turizm geliri elde edebilir. Aynı şekilde Baskil'de üretilen kayısı Elazığ ekonomisine katkı sağlarken Malatya'nın kayısı ticareti, sanayisi ve ihracat ekosistemiyle birlikte değerlendirilebilir.

2. Ortak bölgesel marka oluşturulmalı

Malatya–Elazığ–Adıyaman gibi birbirine komşu iller, birbirlerinin değerlerini sahiplenmek yerine ortak destinasyon ve ortak ürün zincirleri oluşturmalı.

Örneğin:

“Kayısı Vadisi” bölgesel markası

Malatya kayısı ticaret ve işleme merkezi

Baskil üretim ve üretici markaları

Nemrut–Malatya–Elazığ bağlantılı turizm rotaları

Ortak gastronomi festivalleri

Ortak tanıtım kampanyaları

Böylece “Bu benim” kavgası yerine “Bu değerden hepimiz nasıl kazanırız?” anlayışı ortaya çıkar.

3. Şehirler birbirleriyle değil, dünya ile yarışmalı.

Malatya'nın enerjisi Elazığ'la, Elazığ'ın enerjisi Malatya'yla yarışmaya harcanacağına; iki şehir İspanya, İran, Özbekistan, ABD ve Avrupa pazarlarıyla yarışmalı.

Aynı şey Nemrut için de geçerli.

“Nemrut bizim mi sizin mi?” yerine:

“Nemrut'a gelen yabancı turist neden Malatya'ya da gelsin, Elazığ'a da uğrasın, bölgede üç gün kalsın?”

sorusunu sormalıyız.

4. Siyasetçiler “sahiplenme” yerine proje açıklamalı

Bir milletvekili veya belediye başkanı çıkıp “Bu bizim” demekten ziyade şunu açıklamalı:

“Üreticinin gelirini artırmak için şu projeyi yaptık.”

“Yeni şu ülkelere ihracat kapısı açtık.”

“Turistin bölgede kalış süresini şu projeyle artıracağız.”

“Çiftçinin maliyetini şu şekilde düşüreceğiz.”

Siyasetin ölçüsü söylemin sertliği değil, ortaya konulan somut sonuç olmalı.

5. “Bölgesel Ekonomi Kurulu” gibi ortak bir yapı düşünülebilir

Malatya, Elazığ, Adıyaman ve çevre illerin;

Ticaret ve sanayi odaları

Ziraat odaları

Üniversiteleri

Belediyeleri

Valilikleri

Turizm kuruluşları

Üretici birlikleri

İhracatçıları

bir araya gelerek ortak bölgesel kalkınma projeleri hazırlayabilir.

Bu yapı “hangi şehir daha büyük?” sorusunu değil, “Bölgeyi nasıl büyütürüz?” sorusunu konuşmalı.

6. Nemrut tartışmasından ders çıkarılmalı

Yıllarca “Nemrut Adıyaman'ın mı, Malatya'nın mı?” tartışması yapılabilir. Fakat turistin cebinden çıkan para tartışmayla artmıyor.

Asıl soru şu:

Nemrut'a gelen turist Malatya'da kaç gece kalıyor?

Adıyaman'da kaç gece kalıyor?

Elazığ'a gidiyor mu?

Bölgedeki esnafa ne kadar para bırakıyor?

İşte gerçek tartışma bu olmalı.

7. Yeni bir anlayış: “Sınır değil, rota”

Bence bölge için çok güçlü bir yaklaşım şu olabilir:

“Değerleri şehir sınırlarına hapsetmek yerine turizm ve ekonomi rotalarına dönüştürmek.”

Örneğin bir turist:

Malatya → Arslantepe → Darende → Nemrut → Baskil → Elazığ → Harput

gibi bir rotayla bölgede birkaç gün geçirebilir.

Bunun kazananı yalnızca bir şehir değil; otelci, restoran sahibi, çiftçi, esnaf, ulaşım sektörü, rehber ve yerel üretici olur.

Asıl söylenmesi gereken

Bence bu tartışmanın özeti şu:

“Nemrut kimin, kayısı kimin?” diye birbirimize soracağımıza, “Nemrut'tan ve kayısıdan bölge insanı nasıl daha fazla kazanır?” diye sormalıyız.

Şehirlerin tarihi ve kültürel değerleriyle gurur duyması normaldir. Ancak gurur ekonomik rekabete, rekabet de düşmanlığa dönüşmemeli.

Malatya'nın kayısısı Malatya'nın markası olarak güçlensin; Baskil'in üreticisi kazansın. Nemrut Adıyaman'ın turizm markası olarak büyüsün; Malatya ve bölge de bundan ekonomik pay alsın.

Çünkü şehirler birbirinin rakibi değil, aynı bölgenin ortaklarıdır.

Ve siyasetçinin görevi de “Bu bizim!” diye bağırmak değil, “Bundan milletimiz nasıl daha fazla kazanır?” sorusuna cevap vermektir.son olarak bir elmanın iki yarısı olan 2023 Şubat depremlerin de Malatya ile ekmeğini paylaşan ve kardeşlik ikliminin en üst seviyeye çıktığı su günlerde buna Zarar verecek açıklamalardan kaçınmak,  TSO, esnaf odaları ve ticaret borsası ve belediyeler öncülüğünde ve kayısı üretimi yapan çevre illerinde katılımı ile kayısı masaya yatırılmalı ve yukarıda yer alan bilgiler ışığında üretici, esnaf, tüccar, ihracatçı nasıl daha fazla, sürdürülebilir gelir elde ederek dünya nin diğer ülkelerinde yer alan aktörler ile rekabet edebilecek seviyeye gelirin konuşulacağı Bölgesel Kayısı Çalıştayı yapılmalıdır.

İhsan Ercan Malatya Bağımlılıkla Sivil Mücadele Derneği Başkanı

 


Yorumlar (0)

Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
osohbet.org