Malatya'da Eğitimcilere Yönelik İlham Veren "Yaratıcılık ve Sanat" Semineri!

Deniz Kitapevleri XL Şubesi'nde okul öncesi ve görsel sanatlar öğretmenlerine yönelik düzenlenen geniş kapsamlı seminerde; yapay zekâ çağında çocuk yetiştirmenin şifreleri, deprem sonrası travma yönetiminde sanatın iyileştirici gücü ve aşırı korumacı ebeveyn tutumlarının çocuk ruh sağlığı üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. İzmir’den gelen uzman konuğun çarpıcı analizleriyle şekillenen program, katılım sağlayan öğretmenlere sertifikalarının takdim edilmesiyle son buldu.

Malatya'da Eğitimcilere Yönelik İlham Veren "Yaratıcılık ve Sanat" Semineri!

Okul öncesi eğitim ortamlarında yaratıcılığı desteklemek, duygusal gelişim ile sanat ilişkisini incelemek ve yenilikçi öğretim yöntemlerini tartışmak amacıyla düzenlenen seminer, Malatya'daki eğitimcileri bir araya getirdi. Sektördeki 20 yılı aşkın tecrübesini aktaran uzman konuşmacı; dijitalleşen dünyada çocukların "gerçek dünyayla" bağ kurabilmesi için sanatın lüks değil, hayati bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Yapay Zekâ Çağında "İnsan Kalabilmek"

Geleceğin mesleki araştırmalarına değinilen seminerde, yapay zekâ ve işletim sistemlerinin yakın zamanda pek çok teknik mesleği insanların elinden alacağına dikkat çekildi. Bu dijital kuşatmada çocukları öne çıkaracak temel becerinin "yaratıcılık ve duygu yönetimi" olduğu belirtildi:

"Uzun yıllar ailelere 'çok akademik bilgiye ihtiyaç var' vurgusu yapıldı. Müzik, resim dersleri arka plana itildi. Anne babalar anaokullarında 'Resim yapıyorlar ama sayıları da çalışıyorlar mı?' diye sordu. Şimdi ise tam tersi; bilginin saniyeler içinde alındığı bu dönemde, çocukların yapay zekaya karşı ayakta durabilmesi için daha yaratıcı ve duygularının farkında olması gerekir. Çocuğun kendi yarattığı 'kırmızı rengi' bulmasına izin vermeliyiz."

"Bırakın Çocuklar Boyayı ve Çamuru Bulaştırsın"

Günümüz ebeveynlerinin en büyük yanilgilarindan birinin "aşırı temizlik ve mükemmeliyetçilik" olduğunu ifade eden uzman, çocukların ruhsal olarak rahatlayabilmesi için serbest oyun ve sanata alan açılması gerektiğini söyledi:

  • Bulaştırma Etkinlikleri: Boyaların birbirine karıştığı, çamurun ve kilin özgürce kullanıldığı "bulaştırma" seansları, çocuklardaki takıntı, kaygı ve korkuları gideren en güçlü terapötik araçlardır.

  • Duyguların Sansürlenmesi: Çocuklara "öfkelenme, korkma, üzülme" demek yanlıştır. Sanat, bu olumsuz duyguların sağlıklı bir şekilde dışa vurulmasını sağlar.

  • Sakinleştirici Kavanozlar: Yurt dışında da bir terapi tekniği olarak kullanılan; içi simli, renkli ve sulu kavanozlar, özellikle sınıfta yoğun kaygı ve stres yaşayan çocukların sakinleşmesine büyük katkı sunmaktadır.

Deprem Bölgesinde Sanatla İyileşme: "Malatya'nın Hafızası Resimlerde"

6 Şubat depremlerini derinden yaşayan Malatya’daki çocuklar ve eğitimciler için sanatın bir "geçiş nesnesi" ve iyileşme aracı olduğunu belirten uzman konuşmacı, kendi deneyimlerinden de örnekler vererek şu duygusal ifadeleri kullandı:

"Ben de üniversite son sınıftayken büyük bir deprem yaşadım. Sonrasında çocuklarla boyama çalışmaları yaparken fark ettim ki, ben de sürekli çiziyorum ve boyuyorum. O dönem anladım ki sanat bana da bir terapi oldu. Yaşadığınız şehrin, bir aile albümünün yanması gibi, tüm anılarınızın silindiği bir ortamda çocukların bu korkuyu yenmesi için boyaları, çamurları bulaştırdıkları etkinliklere ihtiyaçları var. Onlar boyadıkça, çizdikçe ve anlattıkça iyileşecekler."

İsviçre Modeli ve Türkiye’deki "Veli" Çelişkisi

Avrupa’da ve İsviçre’deki anaokulu gözlemlerini aktaran konuşmacı, Türkiye'deki eğitim ve ebeveyn yapısına dair çarpıcı bir kıyaslama yaptı. İsviçre'de çocukların öğretmen gözetiminde ateş yaktığını, testereyle kutu kestiğini ve çivi çaktığını belirten uzman; "Bizde olsa komşular imza toplar, okulu şikayet eder. Çocukları risklerden ne kadar kaçırırsanız, o kadar tecrübesiz olurlar. Okul-veli iş birliğini yanlış anlıyoruz. Veliler her şeyde haklı olmak istiyor, okula memnun edilmek üzere geliyor. Oysa usta-çırak ilişkisi gibi, çocuğun sınır koymayı bilen, hayır diyebilen güçlü yetişkinlere ihtiyacı var" eleştirisinde bulundu.

Sınıflar Yaşayan Birer Müze Olmalı

Öğretmenlere sınıflarını sadece içinde bulunulan yıla ait değil, geçmişin de izlerini taşıyan birer yaşam alanı yapmaları tavsiye edildi. Çocukların aidiyet hissetmesi için sınıflarda öğretmenlerin kendi sanatsal ürünlerinin, geçmiş yıllardaki öğrencilerin resimlerinin ve hikayesi olan nesnelerin yer alması gerektiği vurgulandı.

Seminer Sonunda Sertifika Coşkusu

Eğitimcilerin sorularının yanıtlanması ve karşılıklı deneyim aktarımlarının ardından, programa katılan ve Malatya'da çocukların ruh sağlığına dokunan öğretmenler için bir sertifika töreni düzenlendi.


Yorumlar (0)

Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
osohbet.org