Hayvancılık Stratejik Bir Alan, Alın Teri Karşılıksız Kalmıyor

Darende’de 25 yıldır hayvancılık yapan Servet Gündoğan, artan maliyetlere rağmen hayvancılığın stratejik bir alan olduğunu ve alın teriyle yapılan üretimin karşılığını verdiğini söyledi.

Hayvancılık Stratejik Bir Alan, Alın Teri Karşılıksız Kalmıyor
dfsdf

Darende’de 25 yıldır küçükbaş hayvancılıkla uğraşan Servet Gündoğan, artan girdi maliyetleri, genç nüfusun üretimden uzaklaşması ve sektördeki sürdürülebilirlik risklerine dikkat çekerek, hayvancılığın Türkiye açısından vazgeçilmez ve stratejik bir üretim alanı olduğunu vurguladı.

Darende Yarımca Mahallesi’nde baba mesleği olan küçükbaş hayvancılığı çeyrek asırdır sürdüren Servet Gündoğan, hayvancılığın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi, tecrübe ve kültürle varlığını koruyan bir üretim modeli olduğunu ifade etti. Gençlerin üretim süreçlerine kazandırılmasının sektörün geleceği açısından kritik önemde olduğunu belirten Gündoğan, hayvancılığın tarım sektörüyle birlikte bir ülkenin temel dinamikleri arasında yer aldığını dile getirdi.

Uzun vadeli planlama, sabır ve emek gerektiren hayvancılığın doğru yapıldığında ciddi bir katma değer oluşturduğunu aktaran Gündoğan, üretimin her aşamasında bilgi ve tecrübenin belirleyici olduğunu söyledi. Üreten kesimin desteklenmesinin, gıda arz güvenliği açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Yılda 750 Kuzu, Planlı Üretim

Yaklaşık 600 küçükbaş hayvana sahip olduklarını ve yılda ortalama 750 kuzu elde ettiklerini belirten Gündoğan, bu yıl kuzulamanın kurban dönemine yönelik planlandığını aktardı. Erken kuzulamanın canlı kilo artışı ve maliyetlerin düşürülmesi açısından avantaj sağladığını ifade eden Gündoğan, ağırlıklı olarak damızlık üretim yaptıklarını, erken bahar şartlarının hayvan refahı ve verimlilik açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu kaydetti.

“Çiftçi Bilgiyle Üretiyor”

Geçmişte evlerde peynir, tereyağı ve yoğurt gibi doğal ürünlerin daha yaygın üretildiğini hatırlatan Gündoğan, bu ürünlerin hem sağlık hem de kalite açısından önemli olduğuna işaret etti. Doğal yemle yetiştirilen hayvanların et kalitesinin ve lezzetinin farklı olduğunu vurgulayan Gündoğan, çiftçilerin üretim sürecini bilgi ve tecrübeyle yönettiğini belirterek, “Kimse çiftçiyi bilgisiz sanmasın” dedi.

Artan Maliyetler Üreticiyi Zorluyor

Bu yıl özellikle arpa ve saman fiyatlarında yaşanan ciddi artışların üreticiyi zorladığını ifade eden Gündoğan, kooperatifler aracılığıyla temin edilen yemlerin de yüksek maliyetli olduğunu söyledi. Bu nedenle mümkün olduğunca kendi yemlerini üretmeye yöneldiklerini belirten Gündoğan, devlet desteklerinin maliyet baskısını azaltacak şekilde yapılandırılması gerektiğini dile getirdi.

Damızlıkta Kaliteden Taviz Yok

Damızlık seçiminin hayvancılığın temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Gündoğan, 25 yıldır damızlık koç yetiştirdiğini belirterek, kalite standartlarından ödün vermediklerini söyledi. Yüksek bedellerle nitelikli damızlık temin ettiklerini aktaran Gündoğan, amaçlarının her zaman genetik kalitesi yüksek ve verimli hayvanlarla üretimi sürdürmek olduğunu ifade etti.

“Kolay Para Yok, Üretim Şart”

Hayvancılığın sürekli emek ve fedakârlık gerektirdiğini belirten Gündoğan, gençlerin kolay kazanç arayışıyla üretimden uzaklaştığını söyledi. Et üretiminde dışa bağımlılığın çözümünün yerli üretimin artırılmasından geçtiğini vurgulayan Gündoğan, “Hayvancılıkta kazanç var ama bu iş bilgi, emek ve sabır ister. Alın teriyle yapılan üretim uzun vadede mutlaka karşılığını verir” ifadelerini kullandı.


Yorumlar (0)

Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap