Belirsiz İfadelerle Konuşmak İnsanlara Ders Vermenin En İyi Yoludur

İnsan zihni, doğrudan verilen öğütlere karşı doğal bir direnç mekanizmasına sahiptir. Biri, kendisine ne yapması gerektiğini açık ve net bir dille söylediği zaman, egosu hemen bir savunma hattı kurar; çünkü bu durumu, karşı tarafın kendisinden üstün olduğunu hissettirmesi ya da kendisini değiştirmeye çalışması olarak algılar.

Belirsiz İfadelerle Konuşmak İnsanlara Ders Vermenin En İyi Yoludur

İşte tam da burada, belirsiz ifadelerle konuşma stratejisi devreye girer. Doğruyu doğrudan söylemek ona hazır bir ‘paket’ sunmaktır; oysa belirsiz bir ifadeyle yaklaşmak, eline bir ‘anahtar’ verip gerçeği bizzat keşfetmesini sağlamaktır.

İnsanoğlu kendi zihninde yeşertemediği hiçbir fikri tam anlamıyla onunmuş gibi sahiplenemez. Birine hazır bir çözüm sunduğunuzda o kişi o çözümü bir yabancıymış gibi izler. Ancak ona bir kapı açıp kendisi için oraya girmesini isterseniz keşfettiği şey bir öğüt değil, artık kendi gerçeği olacaktır. Aylardır yaptığım gözlemlere göre, insanların savunma stratejilerinin çarpışmalar doğrultusunda değil, kendi iç seslerini duymaya olanak tanıyan kısa boşluklar olduğunu fark ediyorum. Yani mesele birine yolu göstermek değil onun kendi yolunu görmesini sağlamaktır. 

Genellikle bu strateji temelinde ‘boşluğa bırakma sanatı’ yatar. Bu da karşılıklı iletişimde her şeyi söylemek karşı tarafın zihnindeki sürecin tamamlanmasına fırsat vermez. Oysa yarım bırakılan her cümle, cevabı merak edilen bir soru ya da imalı bir suskunluk, karşı tarafın zihnini direk kendine dahil eder. Fakat kişi, o eksik parçayı kendi mantığıyla doldurmaya başladığı an, sizin söylemek istediğiniz şeyi artık kendi fikriymiş gibi benimsemeye başlar. Tam da bu noktada artık egonun direnci kırılmaya başlar çünkü artık karşı karşıya kaldığı şey aslında sizin otoritenizin kendi mantıksal çıkarımıdır.

Ama yine de etkili bir iletişim kurmak isteyen herkesin ‘öğreten’ konumundan çıkıp ‘kolaylaştırıcı’ bir konuma geçmesi gerekiyor. Bir kitaptan okuduğum notta stratejime şunu ekledim; eğer birini gerçekten ikna etmek ya da bir değişikliği tetiklemek istiyorsanız, en güçlü silahınız cevabın kendisi değil, o cevabı bulduracak doğru sorulardır. İnsanlar emir almaktan hoşlanmazlar, ancak kendi zekalarına güvenildiğini hissettiklerinde, önlerine serilen o belirsiz patikada kendi adımlarıyla yürümekten büyük keyif alırlar.

Songül CAN


Yorumlar (0)

Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap